Aşk ilgili bilmedikleriniz !!!

  • 15 Kasım 2014
  • 968 kez görüntülendi.
Aşk ilgili bilmedikleriniz !!!

 Aşk, her insanın hayatı boyunca yaşadığı bir duygudur. Heyecanlanmak, karnınızda kelebeklerin uçması, kalbinizin hızla atması… Aşık olduğunuzda yaşadıklarınız ve hissettikleriniz vardır fakat aşk hakkında bildikleriniz, yaşadıklarınızla sınırlı olabilir. İşte aşk hakkında bilmediğiniz birçok şey…

Aşk; alışkanlık yapan, zararlı keyif verici maddeler gibi bağımlılık yaratır. Aşık olduğumuzda vücudumuzda salgılanan dopamin, bu maddeler kullanıldığında da salgılanmakta ve mutlu hissetmemizi sağlarken bir yandan da bağımlılık oluşturmaktadır. Aşık olduğumuz zaman heyecanlanmamız, havalarda uçmamız tamamen bu hormon sayesindedir. Aynı anda testosteron oranını da arttıran dopamin hormonu, aşkın çoğu belirtisinin biyolojik açıklamasını oluşturur. Evet; aşk da bağımlılık yapar ama en azından sigara kadar zararlı değildir.

Birine aşık olduğunuzda, aranızda cinsel çekim oluşması için iki tarafın da testosteron salgılaması lazımdır. Kadınlar da erkekler kadar çok olmasa da, testosteron salgılar. Tutku duygusunu tetikleyen bu hormon sayesinde partnerler arasında bir tutku oluşur ve bu da aşkın devam etmesini sağlayan bir etkendir.

İsviçre’de kadınlar üzerinde yapılan bir araştırmada; onlara aralarında partnerlerininki de bulunan, giyilmiş olan birçok erkek tişörtü koklatılmıştır. Kadınlar, koku duyusu sayesinde partnerlerinin tişörtlerini kolayca ayırt etmişlerdir. Birine aşık olduğumuzda, onu kokusundan tanımak ve vücudunun salgıladığı kokuyla ona bağlanmak mümkün. Aşık olunan insanı farklı bir şekilde görür ve vücudumuzun çekimiyle ona kapılırız.

Genelde Obsesif insanlarda görülen ve o takıntılı durumlarına yol açan Serotonin hormonu, aşkta da ortaya çıkar. Aşkın kişiyi “körkütük aşık” hale getirmesi, partnerine ya da aşık olduğu kişiye karşı saplantılı bir duruma sokması da bu hormon yüzündendir. Yani, aşkın ve saplantılı sinir hastalıklarının biyolojik açıdan çok benzer olduğunu söyleyebiliriz.

Aşıkken körleşmek, partnerin kusurlarını görmeden körü körüne onu mükemmelleştirmek size göre kötü olabilir fakat bilim adamları öyle düşünmüyor. Eğer aşktaki bu körleşme evresi olmasaydı, aşkın ve ilişkilerin, bunların sonucunda insan soyunun devamının olmayacağını düşünüyorlar. Eğer bu körlük durumu olmazsa, ilişkinin bir sonraki ve ciddi evresi olan bağlılık aşaması gerçekleşmeyecek, dolasıyla kimse kimseyle olamayacak diyebiliriz.

Aşık olduğunuzda, her zaman ilk zamanların daha güzel olduğunu düşünür ve konuşursunuz; değil mi? Yapılan araştırmalar sonucu ortaya çıktığına göre; birine aşık olduğunuzda bir yıl civarında sinirleriniz daha farklı ve iyi çalışıyor. Vücutta salgılanan NGF proteini, sinirlerinizin daha iyi çalışmasını sağlayarak daha iyi hissetmenizi de sağlıyor.

Kadınların o anaç duyguya hep sahip oldukları söylenir. Hatta çoğu kadın sevgilisini, onun annesiymiş gibi sever ve içten içe anne gibi hissederek onu korumak, hep sevmek, ona iyi bakmak ister. Bunun nedeni, kadınlarda bulunan oksitosin hormonudur. Doğum anında ve cinsellik anında salgılanan bu hormon sayesinde, aşk ve annelerin çocuklarına duydukları sevgi hemen hemen aynı kimyada diyebiliriz.

Birbirinize bağlandığınızı düşünüyorsunuz; peki bunu da hormonlarınızın yaptığını biliyor musunuz? Yapılan araştırmalar sonucunda ortaya çıktığına göre; “bağlılık hormonu” diyebileceğiniz Vasopressin salgılanımı durdurulmuş olan kişiler partnerlerine karşı ilgisiz, kıskanmayan, bağlı hissetmeyen, onu umursamayan insanlara dönüşmüştür.

Kokular, hissetmek ve hatırlamak gibi durumlarda oldukça etkilidir. Aşkta kokunun yeri de şöyledir: Aşık olunnan kişinin kokusu, genelde size ailenizi hatırlatan bir kokuya benzemektedir. Özellikle kızlar için babalarının kokusu, ona güvende olduğunu hissettirir. Aynı şekilde kadınların babalarına benzeyen erkeklerle olduğu kanısında da aynı şey geçerlidir: Ailenize duyduğunuz sonsuz güven, huzur ve korunma hissini sevgilinizde de duymanız, ona güvenmeniz ve onu aileniz olarak görmeniz açısından etkili olabilir.

İnsanlar, kendilerine benzeyenlere aşık olurlar. Biraz narsist bir durum olsa da karakteristik özellikler, beğeniler, yaşam tarzı gibi birçok sosyal ve kişisel durumun yanında; yüz hatları, saç ya da göz rengi gibi fiziksel özellikler de aşık olmada etkilidir. Size biraz garip gelebilir fakat aynı şekilde, akciğer hacmi, metabolizma hızı ve kulak boyutu aynı olan insanlara aşık olma olasılığı daha fazladır.

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ