İstenmeyen Tüyler

  • 13 Kasım 2014
  • 817 kez görüntülendi.
İstenmeyen Tüyler

   İstenmeyen Tüyler

21.yy dünyası bizlere her alanda “kibar-nazik” olmayı öğütlüyor. Öyle ki kadına bayan, kıla da tüy dedirtiyor. Mevzu buradan başlıyor. Öncelikle kuşlar harici hayvanlarda “tüy” bulunmadığı bilgisiyle hareket edersek insandakinin de kıl olduğunu kabul etmemiz gerekir. Peki, “kıl”ın sosyal yaşantımızda, özellikle de kadınların sosyal yaşantısındaki yerine bir bakalım:

Henüz sokakta oyun oynamaya devam eden, on iki- on üç yaşlarında bir kız çocuğu kıllarından kurtulma zorunluluğuyla tanışarak, uzun yıllar sürecek derdine çözümler düşünmeye başlıyor.

İlk aşamada acısız ama sonrasında işleri daha da zorlaştıran jilet/ tüy dökücü krem mi, kıllarını vücudundan teker teker koparmak suretiyle çekerek değişik acı deneyimleri yaşatan, sonrasında hediye ettiği kıl dönmesi/batıklarıyla teknoloji harikası epilatör mü?

Meşakkatli bir yol olan -ve tabii ki acılı- değişik çeşitleri bulunan ağda mı?

Son zamanların gözdesi lazer epilasyon da işlem sırasında acılı, seanslar arası beklenirken kıllı dolaşma zorunluluğu, güneşten kaçma gerekliliği gibi nedenlerden dolayı stresli bir yöntem aslında. Onlarla yaşamak da onlardan kurtulmak da sorun yani!

Bu konunun bu kadar ciddi ve acılı hale gelmesinde şüphesiz ki reklam sektörünün etkisi büyük. Televizyon dizilerinde, reklamlarda gördüğümüz tüm kadınlar adeta kusursuz ve “ideal” kadın tanımı oluşturmada bir ölçüt haline geliyor. Onlar gibi olunamayacağı, bunların her birinin esasında birer illüzyondan ibaret oluşu gizli bir bilgi gibi, sadece sektör içindekilerin farkında oldukları bir gerçeğe dönüşüyor.

Birçok insan temizlik amaçlı, kendini kılsız daha iyi hissettiği için epilasyon işlemine önem verdiğini söylüyorsa da asıl nedenin sosyal bir varlık olarak tanımlanan insanın sosyalleşme ve toplum içerisinde kabul görme gereksinimi üzerinden konunun bu kadar abartılı, takıntılı bir boyuta ulaşıyor olduğu söylenebilir.

Bebek pürüzsüzlüğü hayali ile geçirilen fakat bu hayalin gerçekleşemediği bir hayatla baş başayız. Kendimizi iyi hissetmek için gerekenleri yapmakla, birilerinin “ideal” diye gösterdiği forma bürünmenin farkını kavrayıp, elbette kendimiz için yeterli olanını seçerek daha olumlayıcı ve kompleksten uzak bireyler olmaya yaklaşalım. Bir de karşı cinsin bu süreçten bihaber yaşamasına da gerek yok, unutmayalım.

Bu pek de güllük gülistanlık olmayan deneyimi sürdürmek zorunda olsak da hiç yokmuş gibi davranmak ve bunu bir görev bilinciyle yapmak zorunda olmadığımız düşüncesi sizde de bir rahatlama yaratmıyor mu?

 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ